Ova Arıtım Su Arıtma Sistemleri, Su Arıtma Cihazı, Su Arıtma Cihazları, Ev Tipi, Endüstriyel, Atık Su Arıtma Alanında Uzmandır.

su arıtım

su arıtımı telefon

 
Atık Su Arıtma | Ova Su Arıtım Sistemleri

Atık Su Arıtma Sistemleri

1. ATIK SULAR

1.1. atık suların Özellikleri ve Çeşitleri

Yeryüzündeki suyun, bütün insanlığın ihtiyacını karşılayacak kadar çok olduğu ve tükenmez bir kaynak olduğu düşünülebilir. Ancak dünyadaki su kaynaklarının %3’ü içme ve kullanma suyu teminine elverişlidir. Ancak kaynakların hızla kirlendiği veya gereksiz yere tüketildiği de bilinmektedir. Su kirliliği içme, kullanma, endüstri ve tarımsal sulama gibi ihtiyaçlarımızı karşıladığımız suyun çeşitli nitelik değişimlerine uğramasıdır. Kirlenen suyun tekrar doğaya verilmesi (toprağa, nehirlere, göllere, derelere, denizlere) çevre kirliliğinin oluşması ve insan sağlığı açısından büyük riskler oluşturmaktadır. Bunlar arasında kolera, tifo, dizanteri, hepatit, ishal, çocuk felci, sıtma vb. sayılabilir. Su moleküllerinin dipol özelliğinden dolayı kuvvetli bir çözücü olması sebebiyle de doğada saf olarak bulunması çok zordur. Örneğin, yağmur suyunda atmosferden çözerek aldığı oksijen, azot, karbondioksit, hidrojen sülfür vb. gibi gazlar bulunmaktadır. Dünyadaki su kaynaklarını iki başlık altında toplayabiliriz: Yer altı ve yüzey suları. Yer altı sularında (kuyu, artezyen) yerküre katmanında bulunan çeşitli maddeler bulunmaktadır (kalsiyum, magnezyum, demir, silis vb.). Yer altı suları bulundukları bölgenin jeolojik yapısına, yer altı katmanının durumuna ve kaynağın derinliğine bağlı olarak değişik nitelikler gösterir. Yüzey suları da (nehir, göl) aynı şekilde bulundukları bölgenin jeolojik yapısına bağlı olarak değişik nitelikler gösterir. Yer altı sularının yüzey sularına göre en büyük avantajları, çevre kirliliğinden daha az etkilenmeleri ve bünyelerinde daha az miktarda askıda katı madde ihtiva etmelileridir. Ayrıca su ortamları, çok büyük bir canlı varlık haznesini bünyesinde barındırmaktadır. Bundan dolayı dünyanın en büyük gıda maddelerinin (balıklar, diğer su ürünleri) deposu sayılmaktadır. Kirlenme sonucu su ortamlarındaki canlı hayatın olumsuz etkilenmesi veya yok olması dünya gıda zincirlerinin kökten sarsılmasına yol açabilmektedir. Yine aynı şekilde kentsel ve endüstriyel atık suların gerekli arıtma işlemlerine tabi tutulmadan tarımsal amaçlı kullanımı, canlı yaşamı için vazgeçilmez bir doğal kaynak olan toprağı kirletebilecektir. Evsel atıklardan kaynaklanan kirlilik, su kaynaklarındaki kirliliğin önemli bir kesimini oluşturmaktadır. Kentsel alanlarda uygun teknikte ve arıtma tesisine sahip yerleşim sayısı oldukça düşüktür. Arıtma tesisi olmaksızın inşa edilen kanalizasyon sistemi, su kirliliğinin artmasında önemli bir faktördür. Özellikle ülkemizde kanalizasyon sistemlerinin büyük çoğunluğunun açık denize, derelere, plajlara vb. su kaynaklarına boşaltıldığı göz önünde bulundurulduğunda sıvı atık probleminin ne kadar ciddi boyutlarda olduğu görülebilir. Kirli sular çeşitli zararlı maddeleri, deterjanları, mikroorganizma ve parazit yumurtalarını içermektedir. Söz konusu suların taşıdıkları zararlı maddeler ve hastalık etmenleri, boşaldıkları su kanallarına, toprağa ve bitkiye, daha sonra hayvan ve insanlara bulaşmak suretiyle sağlık yönünden önemli problemlere yol açmaktadır. Ülkemizde özellikle son yıllarda hızlı kentleşme ile birlikte artan evsel atıkların kanalizasyon sularının arıtılmadan su kaynaklarına verilmesi, bu kaynakların önlem alınamayacak ölçüde kirlenmesine yol açmakta, su yaşamını bozmakta ve diğer yaşamsal faaliyetleri önlemektedir. atık su sorunu dediğimizde karşımıza; Lağım suları Evsel atık sular Endüstriyel atık sular olmak üzere üç temel problem çıkmaktadır. Bunların dışında daha az zararlı olan yağmur suları ile süzüntü-akıntı suları da atık sular içine girmektedir. Süzüntü, yüzey sularının sızarak kanalizasyona girmesiyle oluşur. Akıntı suları ise yağmur ve kar sularının çatılardan yerlere, buradan da mazgallara akarak kanalizasyon sistemine ulaşmasıdır.

1.1.1. Lağım Suları

Tüm insan ve hayvanların dışkılarında çok sayıda bakteri bulunmaktadır. Bu bakteriler normal olarak hastalığa yol açmamaktadır. Ancak sindirim sistemi ve dışkı maddeleri, bakterilerin büyümeleri için gerekli olan sıcaklık, nem ve besin gibi koşulları sağlarlar. Dolayısıyla ishalli ya da dizanterili bir kişinin dışkısı, yoğun bir şekilde hastalık yapıcı bakteriler ile bulaşmış olacaktır. Kentsel nüfustaki artışla birlikte özellikle lağım atıkları, günümüzün en önemli sorunlarından biri haline gelmiştir. Bunun en iyi çözümü, kuşkusuz yeterli düzenlemeler yapılarak ve sağlık önlemleri alınarak bu atıkların tarım alanlarına döndürülmesi olmaktadır.

1.1.2. Evsel atık sular ve Deterjan Sorunu

Bugün ileri toplumların günlük hayatını en çok etkileyen maddelerin başında temizlik maddeleri gelmekte, bu maddelerin tüketimi de toplumun medeni ölçüsünü değerlendiren bir parametre olabilmektedir. Asırlardır temizleyici madde olarak kullanılan sabunların yerini son 30–35 yıldır deterjanlar almıştır. Günümüzde dünya çapında üretilen temizlik maddelerinin %70’ini deterjan meydana getirmektedir. Gelişmekte olan ülkeler ise gelişmiş ülkelerin deterjan pazarları olmaktadır. Deterjan tüketimi özellikle gelişmiş ülkelerde en üst seviyeye ulaşmıştır. Deterjan kirliliğinin önlenmesi için bu ülkelerde oldukça ileri adımlar atılmıştır. Türkiye’de yapılan araştırmalar, deterjanın yol açtığı su kirliliğini açıkça göstermektedir. İzmir Körfezi ve yöredeki yüzeysel sularda yapılan bir çalışmada, özellikle Melez Çayı ve Arap Deresinde deterjan miktarının 1.5 mg/ℓ’yi aştığını, yüzeysel suları deterjan yönünden en çok etkileyen kaynakların ise evsel ve endüstriyel atık sular olduğunu ortaya koymuştur. Yurdumuzun diğer bazı bölgelerinde yapılan çalışmalarda da benzer deterjan kirliliğine rastlanmıştır. Deterjanlar, özellikle yaygın olarak kullanıldıkları şehirleşmenin yoğunlaştığı merkezler ve sanayi bölgelerinde, içerdikleri parçalanmayan yüzey aktif maddeler ve fosfat bileşikleri nedeniyle gittikçe artan bir kirlilik kaynağıdır. Bu yüzden deterjan kirliliğinin en etkili kontrolü, deterjan bileşimindeki ham maddelerin sularda minimum kirliliğe yol açacak şekilde ayarlanmasıyla yapılabilir. Kentsel atıklarla kirlenen su kaynaklarının doğurabileceği riskler nedeniyle kirlenme durumlarının araştırılması, birçok çalışmalara konu olmuştur. Ancak ülkemizde yapılan çalışmalar çoğunlukla mevcut kirliliği ortaya koymak şeklinde olup tarımsal sulama ile ilgili olanları ise sadece mineral maddelerin toprak ve bitkideki birikimine ilişkindir. Evsel atık suların boşaltılması Özellikle durgun ve yavaş akan sularda fosfatlar, alglerin gelişimini sağlayan bir besin maddesidir.Alg gelişiminin önüne geçmek ve fosfat konsantrasyonlarını kontrol altına almanın en etkili yolu, fosfatları sulara taşıyan sebepleri araştırıp gerekli azaltmaları sağlamaktır. Ötrofikasyon ile mücadelede, sulara katılan fosfatı alglerin gerek duyduğu miktardan daha az miktarlara indirebilmek için alınması gerekli olan önlemler şunlardır: Deterjanlardaki fosfat miktarını sınırlandırmak Fosfat miktarı yüksek atık sularda mekanik ve biyolojik arıtım kademelerini takip eden üçüncü kademe arıtımlara başvurmak Fosfatlı gübrelerin ve tarımsal ilaçların su kaynaklarına sızmasını önlemektir. Deterjanlardaki fosfat miktarının sınırlandırılması ile suların en önemli fosfat kaynağı azaltılmış olacaktır. Ekolojik ve sosyal yararlar açısından deterjanların içindeki fosfat miktarı ne kadar az ise sağlanacak fayda o kadar büyük olacaktır.

1.1.3. Endüstriyel atık sular

Bu atıklar, yerleşim yerlerinden kaynaklanan atık sulara göre daha çok değişiklik gösterir. Kaynak özelliklerine bağlı olarak çok değişkendir. Bunlar esas olarak; Üretim işlemleri atıkları İş yeri ve çalışanların temizliği ve sıhhi kullanımla ilgili atıklar Proses ve işlemlerden kaynaklanan atık sular Soğutma suları Alet, teçhizat, yıkama suları Buhar kazanlarının suları Endüstrilerin evsel atık suları (tuvalet, yemekhane vb.) Yağmur suları saha drenajıdır. Endüstriyel atık sularda kirlilik parametreleri şunlardır: Organik madde miktarı, çözülmüş tuzlar, zehirli maddeler, renk, bulanıklık, askıda kalan katı maddeler, sıcaklık, pH, nutrient maddeler, yağ, gres, radyoaktif maddeler, bakteriyolojik kirleticiler, fenol ve fenol türevleri, tat ve koku yaratan bileşikler, tarım ilaçları, asit ve bazlar, petrol ve petrol türevleri, kalıcı atıklar. Endüstriyel arıtma tesislerinde fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ileri arıtma uygulamaları yapılabilir. Her biri ayrı ayrı veya hepsi bir arada da uygulanabilir. Arıtım sisteminden geçmiş atık suyun kullanım alanları şunlardır: Bahçe sulaması ve ziraat Tuvaletlerin temizliği Söndürme işlemleri Soğutma işlemleri Suni göllerin yaratılması Kazan besleme vb. işleme suyu olarak kullanma İyi bir arıtma ile içme suyu Endüstri tesislerinin üretim esnasında kullandıkları suyun bir kısmı veya tamamı işlerini tamamladıktan sonra atık su olarak bertaraf edilmek durumundadır. Atık su, doğadaki ortama (göl, deniz, nehir vb.) zarar vermeden deşarj edilmiş olmalıdır. Tesislerin üretiminden kaynaklanan endüstriyel atık suları arıtıldıktan sonra belli başlı ölçütleri sağlamak zorundadır. Endüstriyel arıtma tesislerinde fiziksel, kimyasal, biyolojik ve ileri arıtma uygulamaları yapılabilir. Her biri ayrı ayrı veya hepsi bir arada da uygulanabilir.

Sanayi tesisleri, fabrikalar, organize sanayi bölgeleri gibi çeşitli üretim prosesleri sonucunda oluşan atık uların arıtılması amacı ile kurmuş olduğumuz endüstriyel atık su arıtma sistemlerimiz atık su karakterizasyonuna göre farklılık göstermektedir.

Bkz: atık su arıtma, atık su arıtma tesisi, atık su arıtma yöntemleri, atık su arıtma sistemleri, atık su arıtma projesi, atık su arıtma kimyasalları